Görülen şeylerin, öğrenilenlerin, ezberlenip günü gelince kağıda dökülenlerin hepsi aynı. Herkes aynı şeyleri alıyor, işliyor, kendine göre yorumluyor. Kendim dediği şey de evvelki algılarından oluşmakta. Onlar da aynı şeylerin yorumlarıydı. Giderek birbirine benzeyen insanlar. Farklılıkları bile birbirine benzeyen insanlar. Hafızaların benzerliğinden dolayı, tek farklılığı kendi birikimlerinde arayan insanlar. Kafalarının içindekileri değil de, varlıklarının, evlerinin, arabalarının, cep telefonlarının, cüzdanlarının içindekileri farklılık olarak yorumlayan insanlar türüyor. Hem de böyle bir tanesi ortaya çıktı mı, herkes birbirine üç aşağı beş yukarı benzer farklılıklara sahip olduğu için, diğerleri de ona benzemeye başlıyor. Senin elinden üç tane mi geliyor? Bırak X kişisi beş tane yapmış. Hatta Y ve Z gidip, bütün yapanları toplamış, yüz elli tane yapılmışı varmış. Senin yapman bir şeyi değiştirmezmiş.
Tı pkı pipoların kurum bağlamış olanlarının daha makbul olduğu gibi, herkes daha önceden denenmiş ve güzelliğine kanaat getirilmiş şeylere, risksiz zevklere, araştırma ve keşfetme ruhundan uzak, basit, içi boşalmış tekrarlara bırakıyor kendini. Lordun piposu birkaç ay yaverinde kalır, o kullanı p, pipo kurum yaptıktan sonra efendisinin en kaliteli tütünü en iyi şekilde tüttürmesi için, pipoyu devredermiş. Plaisir gratuit. Yavrum benim!
Paraların en büyük olduğuna inanılan bankaya yatırılması ve bu bankanın da para yatırıldıkça gerçekte büyümesi gibi; bütün ilgi alanları, zevkler ve ihtiraslar da aynı zevk taciri banka zihniyetinin parçası haline geliyor. İnsanı hakikaten de arttıkça rahatlatan sahip olduğu şeyler, bir süre sonra aynı insanı, eli kolu bağlı bir vaziyette, kendi içine hapsediyor. Pahalı evini severekten sokağa çıkmaya üşenen ihtiyar, son model arabasının içinde trafikte ilerleyemeden müzik dinleyen adam, uçlu faber-castell kalemle yazmaya başlamış ilkokul çocuğu. Hepsinin araçları, amaç haline gelmiş durumda. Hepsi trafikte bekleyen arabalar gibi. Oldukları yerde duruyorlar. Ama içlerindeki insana bir şekilde güven veriyorlar. Çünkü insan iki ayağı üzerinde durur. Otomobillerin dört tekerleği var. Mekanik bir uzuv... Hiç bu kadar rahat hisssedeceğimi düşünmemiştim...
Birbirine benzeyen kazanç ve fikir kutupları. Sürekli her şeyin en mükemmelinin, idealarının dayatıldığı, onlara özenilen aptal dünya ve şekilci insanın kendini aşamaması. İkinci bir evrim geçiremeyeceğine göre, mevcut sistemden kopması da gün geçtikçe imkansızlaşan varlık. Evet diyenlere hayır diyenler, antiler, contrelar ve inlerin yerine gelecek alterler. Alternatif üretip, insanları kendi alternatifine değil de herkesin kendi alternatiflerini üretmesine olanak tanıyacak insanlar, sömürmeyen zihniyetin yeşermesi sonucunda çıkılacak düzlük. Özgür iradenin ortak kazancı zedelemediği, her çabanın insanlığa bağışlandığı bir ortam ve kendisinden beklenen standart verimi kendi bildiği hayat tarzıyla ortaya koyabilen, çok seçenekli insanlar. Rüya mı görüyorum?
Bir tıkla bilmemnereye uzanınca, yani dünya küçülünce, daralmaya başlıyor bütün alanlar. Oysa özgürlük, geniş tarla ister, geniş arazi ister, bir açıklık ister. En azından yüz metre çim saha ister. Bunların hepsini kafasında yaşamaya çalışan özgürler gün gelir, kafalarındaki şeyin bir kopyası yer yüzünde kalmadığı için referens alacak nokta bulamazlar. Çünkü nihayetinde dünyaya aittirler. Önce yaşam alanları, sonra zihinleri daralır. Çim sahaları sararır, solar... sonra patates tarlasına döner. Herkesin ayağı burkulur, kimse top indiremez, iki takım da oyun kuramaz, oyun kuramayanca gol olmaz, gol olmazsa seyirci gelmez. Dünya, ne yaşanması zevk veren, ne de izlenmeye değecek bir bok çukuru haline gelir.
-alkollü, anlatımı zayıf, konudan konuya atlayan ve tabii ki; uykusuz-










kapıdağ fotoğraflarını eklemek için güzel bir ortam.
--
Visit my conceptual gallery.. [link]
--
hammurabi
o editleyecek hali kendimde bulursam bende ekleyeceğim..
--
Visit my conceptual gallery.. [link]
--
Kamil Burak Göçmen
--
hammurabi
Previous Page123Next Page